Türk Sanat Müziği’nin “Diva”sı Bülent Ersoy, sanat hayatının ilk yıllarına dair yaptığı çarpıcı açıklamalarla ve geçmişe dönük anılarıyla gündeme geldi. 1970’li yıllarda müzik kariyerine ilk adımı attığında “Bülent Erkoç” ismini kullanan sanatçının kaderi, dönemin ikonik figürlerinin müdahalesiyle tamamen değişti.
Maksim Gazinosu ve İsim Değişikliği
Sanatçının kariyerindeki bu kritik dönemeçte, Maksim Gazinosu’nun efsanevi sahibi Fahrettin Aslan ve tiyatro dünyasının usta ismi Müjdat Gezen başrol oynadı. O dönemde sahne isminin, sanatçının aurasını ve hitap ettiği kitleyi daha iyi yansıtması gerektiği düşünülüyordu.
“Erkoç Soyadı Çok Sertti”
Müjdat Gezen, “Erkoç” soyadının sahne ışıkları altında çok sert ve keskin durduğunu savunarak, daha kapsayıcı ve kulağa daha hoş gelen “Ersoy” soyadını önerdi. Bu öneri kabul gördü ve Türkiye onu Bülent Ersoy olarak tanımaya başladı.
Usta sanatçı, yıllar sonra bu isim değişikliğinin perde arkasını ve o dönemdeki gerekçeyi kendine has üslubuyla şu sözlerle dile getirdi: “Beni yumuşatmak için Erkoç soyadımı Ersoy yaptılar. Ama ben zaten yumuşaktım.”

