Ana SayfaMagazinEvrim Alasya'dan Cesur İtiraflar: "Evlilik Doğamıza Uygun Olsaydı Boşanmalar Olmazdı"

Evrim Alasya’dan Cesur İtiraflar: “Evlilik Doğamıza Uygun Olsaydı Boşanmalar Olmazdı”

Son dönemin en başarılı oyuncularından Evrim Alasya, İbrahim Selim’in YouTube’da yayınlanan popüler programına konuk oldu. Meslektaşı Kerem Alışık ile mutlu bir birliktelik sürdüren ünlü oyuncu, hem sektörel zorluklar hem de özel hayatına dair ezber bozan açıklamalarda bulundu. Alasya’nın özellikle evlilik kurumu ve annelik üzerine sarf ettiği sözler gündem yarattı.

“Sürekli Onaylanmama Duygusuyla Savaşıyoruz”

Oyunculuk mesleğinin dışarıdan göründüğü kadar ışıltılı olmadığını belirten Alasya, sektörün psikolojik olarak yıpratıcı taraflarına değindi. Kariyerinin başlarında yaşadığı zorlukları içtenlikle anlatan başarılı oyuncu, bu sürecin gençler üzerindeki etkisine dikkat çekti: “Mesleğe adım attığınız andan itibaren kendinizi sürekli bir sınavın içinde buluyorsunuz. Deneme çekimlerine gidiyorsunuz, ‘Çok iyi oynadın ama olmadı’ cevabını alıyorsunuz. Bu durum insanı gerçekten hırpalıyor. Sürekli beğenilmeme ve onaylanmama duygusuyla yaşamak zorundasınız. Bu his, insana kendini değersiz hissettiriyor. Henüz 20’li yaşların başında bu psikolojiyi sağlam tutabilmek büyük bir mücadele gerektiriyor. Sektöre girdikten sonra da bitmiyor; mobbinge maruz kalıyorsunuz ve herkes size dilediği gibi davranma hakkını kendinde buluyor. Ben de İstanbul’un ve bu sektörün cefasını çok çektim.”

İzmir’e Dönüşün Eşiğinden Nasıl Döndü?

Kariyerinde inişli çıkışlı dönemler geçirdiğini belirten Alasya, yaklaşık üç yıl boyunca işsiz kaldığı bir dönemi de ilk kez paylaştı. Pandemi sürecinin kendisi için bir kırılma noktası olduğunu belirten oyuncu, o günleri şöyle anlattı: “Ayakta kalmak için çok ciddi bir hayat mücadelesi vermeniz gerekiyor. Aynadaki görüntünün arkasında zorlu bir yaşam var. Bir süre tiyatro ile geçimimi sağladım ancak pandemiyle birlikte tiyatro sahneleri de kapandı. O dönem her şeyi bırakıp İzmir’e, annemin yanına dönmeyi düşündüm. Tam bu kararı aldığım hafta yeni bir dizi teklifi geldi ve hayatımın akışı tamamen değişti.”

“Güçlü Kadın İmajı İlişkilerinengesini Bozuyor”

İkili ilişkilere dair tespitlerde bulunan Evrim Alasya, toplumdaki “güçlü kadın” algısının romantik ilişkilerde bazen dezavantaj yaratabildiğini vurguladı. İlişkilerde dengenin önemine işaret eden oyuncu, şu ifadeleri kullandı: “Güçlü kadın olmak, kadın-erkek ilişkilerindeki hassas dengeyi bozabiliyor. Ölçü kaçtığında her şey sarsılıyor. Eskiden kadınlar evlilik içinde var olabiliyordu ancak çalışma hayatına girmeleriyle o denge değişti. Ben orta yolun bulunması gerektiğine inanıyorum. Bu durum erkeği ezmeye dönüşmemeli. Ne erkek ne de kadın ezilsin; her ikisi de çok değerli varlıklar.”

Evlilik ve Boşanmalar Üzerine Çarpıcı Analiz

Programın en çok konuşulan bölümü ise Alasya’nın evlilik kurumuna dair getirdiği eleştiriler oldu. Evliliğin insan doğasıyla örtüşmediğini savunan oyuncu, kendi jenerasyonundaki boşanma oranlarına dikkat çekti.

Alasya’nın evlilik konusundaki temel tespitleri:

  • Özgürlük İhtiyacı: Her bireyin kendine ait bir alanı olması gerekirken, evlilik kurumunda bu durum neredeyse imkânsız hale geliyor.
  • Mutsuzluk Gözlemi: Genelde insanların aynı evin içinde mutsuz birer bireye dönüştüğünü gözlemliyorum.
  • Jenerasyon Farkı: Anne ve babalarımız evliliklerini sürdürebildiler ama bizim nesilde travmatik bir durum var; çoğu kişi boşandı.
  • Doğaya Aykırılık: Eğer evlilik insan doğasına tam anlamıyla uygun olsaydı, insanlar bu kadar sık ve hızlı bir şekilde boşanmazdı.
  • Birlikte Yaşam: Sevdiğin insanla yaşamak harika bir duygu, buna karşı değilim. Ancak uzun süre aynı evin içinde, nefes alma alanı olmadan yaşamak çok zor.

“Sorumluluk Almayı Gözüm Yemedi”

“Çocuk istemediğin halde partnerin isterse ne yaparsın?” sorusuna da net bir yanıt veren Evrim Alasya, annelik dürtüsünün kendisinde hiç oluşmadığını belirtti. Çocuk sahibi olmamasının nedenlerini ise şu maddelerle özetledi:

  1. Ağır Sorumluluk: Çocuk yetiştirmek çok büyük bir sorumluluk ve ben bu yükü almayı hiç göze alamadım.
  2. Kariyer Kaygısı: En verimli çağlarımda çocuk yaparsam, bir daha hayata ve mesleğime dönemeyecekmişim gibi hissettim.
  3. Aşırı Koruma İçgüdüsü: Çocuğun yükü sonuçta annede oluyor. Çocuğum olsa kendimi yıpratacak kadar önemserdim. Büyüdüğünde tek başına dışarı çıkmak istese endişeden delirirdim, muhtemelen onu bırakmazdım.
RELATED ARTICLES
- Advertisment -
Google search engine

Most Popular

Recent Comments